Kanser hastalarını tedavi ettiği ameliyat masasına bu kez kendisi yattı

Bugüne kadar birçok kanser hastasını ameliyat eden genel cerrahi uzmanı Dr. Sonay Kıvrakdal, yakalandığı meme kanserinin ilerlemeden teşhis edilmesi sayesinde, yapılan operasyonla sağlığına kavuştu. Kıvrakdal, meslek hayatı boyunca birçok kanser hastasının sağlığına kavuşması için çalıştığını, yaklaşık bir ay önce de kendisinin meme kanseri tanısı aldığını belirtti.

Tanı konulmasının ardından önceliğinin tedavi olmak ve hastalığı yenmek haline geldiğini söyleyen Kıvrakdal, “Meme kanseri tanısı almadan önce kafamda ‘sorun’ olarak biriktirdiğim ne varsa, bir anda bunların önemi kalmadı. Tüm hayatımı yeniden gözden geçirdim. Stresimi azalttım, düşünce şeklimi değiştirmeye çalıştım, beslenme şeklimi yeniden gözden geçirdim, hayatıma hareketlilik katmaya ve sporu entegre etmeye çalıştım” dedi.

Kıvrakdal, muayenelerini düzenli yaptırması sayesinde erken tanı alabildiğine işaret ederek, “Hekim olmanın verdiği bilinç ve farkındalık sayesinde rutin kontrollerimi yaptırdığım esnada çok erken aşamada meme kanseri saptandı. Böylece minimal cerrahi işlem ve en az estetik kusurla, memenin alınmasına gerek kalmadan hatta sonrasında kemoterapiye bile ihtiyaç olmadan bu hastalığı geride bırakabildim” ifadesini kullandı.

Hastalarına yaptığı düzenli kontrol tavsiyelerinin önemini kansere yakalandıktan sonra çok daha iyi anladığını dile getiren Kıvrakdal, “Erken tanıyla tamamen tedavi edilebilir ve yüzde 100 önlenebilir ölüm oranlarına sahip meme kanseri için taramasını yaptırmamış bir kadın hayata gözlerini açtığı her yeni günde aslında en büyük riski alıyor. O nedenle tüm kadınlara rutin kontrollerini aksatmamalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.

Ameliyatı gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Ercüment Tekin de Kıvrakdal’ın durumunun, erken tanının tedavideki önemini gözler önüne serdiğini vurguladı.

Kıvrakdal’ın bir hekim olarak meme muayeneleri ve mamografi çekimlerini düzenli yaptırdığını aktaran Tekin şöyle devam etti: “Kıvrakdal’ın muayenelerini düzenli olarak yaptırması sayesinde, kontrol sırasında çok erken aşamada olan birtakım bulgulara rastladık. Oradan yapılan iğne biyopsisi sonucunda ‘uyuyan kanser’ dediğimiz, meme kanseri öncesi dönemde tümör hücresini yakaladık. Erken dönemdeki tanı, daha küçük cerrahi müdahaleler ve tedavilerle hastanın normal yaşamına devam etmesine olanak sağlıyor. Sonay Hanım da bilinç düzeyiyle kendisindeki meme kanserinin çok erken teşhis edilip hayatının kurtulmasını sağladı.”

Meme kanserinin çoğunlukla kadınlarda görüldüğüne işaret eden Tekin, bu konudaki farkındalık ile birçok vefatın önlenebileceğini vurguladı.

Prof. Dr. Tekin, kadınların 20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi (KKMM) yöntemlerini öğrenmeleri, 40 yaşından sonra da yıllık kontrollerini yaptırmaları gerektiğini söyledi.

Meme kanseri için “değiştirilebilir” ve “değiştirilemez” risk faktörleri olduğuna işaret eden Tekin şunları kaydetti: “Örneğin ilk adetin 13 yaşından önce görülmesi değiştiremeyeceğimiz bir meme kanseri risk faktörüdür. Kadınların değiştirebilecekleri birçok risk faktörü var. Kilolu olmamak ve aktif yaşamak meme kanseri riskini azaltır. Yüksek alkol kullanımı meme kanseri riskini artırıyor. Sigara bütün kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de önemli bir risk faktörüdür. Sağlıklı beslenen ve kilolu olmayan kadınlarda riskin azaldığını söyleyebiliriz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir