Her şey 2011’deki bir haberle başladı

“Doğanın kendi sisteminde atık diye bir şey yoktur. Miadını tamamlamış her şey, tabiat dengesinde, başka bir şeyin hammaddesi olur. Tabiatın kanunlarından örnek alarak, üretim ve tüketim davranışlarımızı dönüştürmek, atıkları yeniden kullanıma kazandıracak, döngüsel bir sistem kurmak zorundayız. Nitekim, bütün kadim kültür ve inanç sistemleri, insanın yaratılışına, doğa kanunlarına uygun bir, yaşam biçimini öğütler. Bu, benim vatanım olan, köklü medeniyetlerin beşiği Anadolu kültüründe de, böyledir. Doğup büyüdüğüm evde de, yiyecekler nimet, yani Yaratıcının bir lütfu olarak kabul edilirdi. Bereketin bazen tek bir pirinç tanesine bağlı olabileceği, iki kişiye yetenin, üç kişiye de yetebileceği inancı hakimdi. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in, ‘Nehir kıyısında bile olsan, suyu israf etme!’ emri, dünyaya ve doğal kaynaklara nasıl bakmamız gerektiğini, asırlar öncesinden bize öğretti.”

Bu sözler 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde BM Genel Kurulu kürsüsünde konuşan Emine Erdoğan’a ait. Erdoğan bugün hep birlikte el ele verip dünyayı kurtarmak gerektiğini söylerken dünyanın dört bir yanından gelen misafirler büyük bir dikkatle bu önemli konuşmayı dinliyordu. Emine Erdoğan’ın bugün bütün dünyanın dikkat kesildiği Sıfır Atık Projesi’nin ilk tohumu 2011 yılında bir dergide okuduğu haberden sonra atılmış. Okuduğu haberde Almanların evdeki çöpleri “kompost”a çevirip daha sonra bu kompostlardan elde edilen gübrelerle bahçelerinde sebze, meyve, çiçek, ağaç yetiştirildiğini öğrenen Erdoğan bu haberin ardından ev modeli kompost makinelerini araştırmaya internetten çeşitlerine bakmaya başlamış. “Aslında Anadolu’da bilinen bir uygulamaymış. Ama ben bilmiyordum” diyen Erdoğan “Artık biz de Beştepe’nin çöplerini bu kompost makinelerinde gübreye çeviriyoruz her gittiğim yerde de tavsiye ediyorum, özellikle de belediyelere” diye anlatıyor. Beştepe’nin bahçesinde en doğalından bitki ve ağaç yetiştirmeye başlamışlar. Kimyasal gübrenin pek çok zararı olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu kompost makinelerin hem çöpleri öğütüp hem de doğal gübre üretmesini önemsiyor. “Kimyasal gübreler maalesef hastalık olarak bize geri dönüyor. Oradan çok üzülüyordum, ama ne yapmak gerektiğini de bilmiyordum. Kompost, buna en güzel çareymiş. Hem atıklar gidiyor, çöp diye bir şey kalmıyor; hem de kompost ile doğal gübre oluşuyor” diyen Erdoğan, bugün pek çok kamu kurumunda yer alan bu kompost makinelerinin okullarda bile bulunduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Pedalla bu makinalar çalıştığı İçin çocuklar okullarda kendi çöplerini kendileri gübreye dönüştürüyor.”

BELEDİYELERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

Şehirlerde çöplerin ayrıştırılmasında belediyelere büyük görev düştüğünü hatırlatan Erdoğan, bu konuda halkın da imzalar toplayarak bu uygulamayı yapmayan belediyeler üzerinde baskı oluşturmasını tavsiye ediyor. Herkesin çevre konusunda üzerine büyük görev düştüğünün altını çizen Erdoğan, en basitinden el yıkarken, diş fırçalarken bir yandan da musluktan akan su israfının önüne geçmek için pedallı lavaboları yaygınlaştırmayı öneriyor. Örnek olarak da 15 yıl önce İtalya’da gittikleri eski bir lokantanın lavabosunu gösteriyor: “Ayaklı pedalla musluğu açılan bir lavabo idi. Bunu ben kaç senedir, kaç bakana söyledim. Mesela o ayak pedalını bir uygulayabilsek harika bir şey, çünkü idare sizde, ama elle olmuyor, su akıyor böyle.”

KÜÇÜK AYBİKE İŞBAŞINDA

Sümeyye Erdoğan Bayraktar, annesinin ise her zaman israfa karşı evde küçük tedbirler aldığını hatırlıyor. Bayraktar, kızı Aybike’nin şimdi bu görevi üstlendiği söylüyor. Emine Erdoğan da doğruluyor ve ekliyor: “Biz ona işte çeşmeyi kapat demiyoruz, o arkamdan geliyor ve her gün bir ödül alıyor…”

SIFIR ATIK KURULU VE VAKFI

Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir kalkınma planları kapsamında sunduğu “sıfır atık” kararının BM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından bir danışma kurulu kurulmasına karar verilmişti. Geçtiğimiz hafta ise bu kurulun üç yıl boyunca başkanlığını Emine Erdoğan’ın yürütmesine karar verildi. Teklifin özel bir görüşmede edildiğini söyleyen Erdoğan, “30 Mart etkinliği öncesi Genel Sekreter ile özel görüşme yaptık. Orada danışma kuruluna başkanlık etmemi teklif etti. Emsali olmadığını da söylediler. Şahsım ve ülkem adına tekliften memnuniyet duyduğumu ilettim. Başkan yardımcısının da Şili’den olacağını söyledi. Bu önemli fırsatı değerlendirmek için elimizden geleni yapacağız.” Konuyla ilgili de ayrıntılı bilgi veren Erdoğan bu projenin dünyada da BM’de de kalıcı olmasını çok önemsiyor. “Birleşmiş Milletler’de böyle bir oluşumun örneği yok araştırdığımıza göre. Üç yıllık bir proje, ama tabii ben de keşke kalıcı bir kurumsallaşma olsa diye düşünüyorum. Birleşmiş Milletler’in yapısında ne yapılabilir, bilmiyorum. Zamanla araştıracağız” diyen Erdoğan, BM konuşmasında da belirtttiği gibi, Sıfır Atık Projesi’ni artık bir vakıf etrafında yürüteceklerini çok yakında Üsküdar’da bu vakfın merkezinin de hizmete gireceğini dile getiriyor.

Eşim benden daha heyecanlıydı

Sıfır Atık Projesi’nin en çok kadınlardan destek gördüğünü Emine Erdoğan da onaylıyor. BM’de kendi gündemimizle öne çıkmış olmamızı da Erdoğan ayrıca çok önemsiyor. Konuşmasını yaptığı sırada eşi Recep Tayyip Erdoğan’ın da MGK toplantısında olduğunu söylüyor. Ancak konuşma sonrası ilk arayıp tebrik eden yine eşi Erdoğan olmuş. “Canlı İzleyemedi, o sırada önemli bir toplantı varmış Savunma Bakanlığının, Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı. Sonra izledi. Ama çıkar çıkmaz aradı. Benden çok heyecanlıydı” diye anlatıyor o telefon konuşmasını.

Türkiye’nin ne kadar dost biriktirdiğini görmüş olduk

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in (BM) Uluslararası Sıfır Atık Günü Özel Oturumu’na katılmak için geldiği New York’ta, Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin (TASC) geleneksel iftar programına katıldı. TASC, geleneksel iftarını New York’taki Türkevi’nde Türk-Amerikan toplumu, Amerikan Müslüman toplumu, üst düzey yetkililer, yabancı diplomatlar, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve öğrenciler olmak üzere çok geniş bir yelpazeden oluşan katılımcılarla gerçekleştirildi.

VEFA ÇEMBERİYLE KUŞATILDIK

Depremlerde verilen kayıpların herkesi derinden yaraladığını söyleyen Erdoğan, Türk devletinin gücü ve milletinin birliği ile sarılamayacak yaranın bulunmadığına dikkati çekerek, tüm devlet ve sivil toplum kuruluşlarının, işbirliği halinde seferber olduğunu anımsattı. “Bu zorlu süreçte, geçmişte farklı ülkelere sayısız defa gösterdiğimiz destek ve dayanışma ile Türkiye’nin ne kadar fazla dost biriktirdiğini de görmüş olduk” ifadelerini kullanan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de kendisine “Tüm insani krizlerde elini taşın altına koyan Türkiye’nin bu zor günlerinde yanında olmak hepimiz için bir borçtur” dediğini paylaştı. TİKA, AFAD, Kızılay, YTB, Diyanet, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif gibi kuruluşların yıllarca Türkiye’nin şefkat elini en uzak diyarlara taşıdığını anlatan Erdoğan, “Bu kez biz, en çok ihtiyacımız olan zamanda, adeta bir vefa ve dostluk çemberi ile kuşatıldık” dedi.

Deprem bölgesinde ‘Sıfır Atık’ dönüşümü

Deprem bölgesinde de Sıfır Atık Projesi’ni hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, ilk günlerde depremzedelere dağıtılan plastik tabldotların yerini artık çelik tabldotlara ve bardaklara bırakması için düğmeye bastıklarını belirtiyor. Ayrıca deprem bölgesine gönderilen ve giyilmeyen tekstil ürünleri de geri dönüşümle iplik yapılmış. Deprem bölgesinde yıkılan binaların ise enkazlarının ayrıştırma çalışmaları başlamış. Depremin ardından bölgeye giden BM-Habitat ayrıştırma konusunda çalışmalarını sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, betonun kuma, demir ve ahşabın da yeniden kullanımı İçin bölgedeki çalışmaların tüm hızıyla sürdüğünü belirtiyor ve ekliyor: “Ne kadar sürecek, bir süre vermek zor, ancak o bölgede hiç çöp bırakmayacağız.” Yine Erdoğan bölgedeki çadırların da daha sonra geri dönüşümde kullanılacağını ifade ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir